Nasıl bir ilişkiye başlanmaz?

İşi "pazarlama" küçük yaşlardan itibaren akademik hayatı "pozitif bilimler" olan bir kişinin yaptığı ilişki gözlemlerinden ibaret bir blogdasınız. Elimden geldiğince yazılarımı kendi içierisinde tutarlı ama gerekirse mantıksız bir sistem içinde yazıp değişik bakış açıları ve olasılıklar yaratmaya çalışacağım. Sonunda geleceğimiz yer de "Nasıl bir ilişkiye başlanmaz" olacak.

Pazartesi, Haziran 12, 2006

İlişkilerde 4P - bölüm 1

Birisiyle tanışıp ilişkiye başlayamamamın önemli konularından biri olarak insanların kendini konumlandıramaması olarak görüyorum. Çok klasik bir laf olan "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol" aslında uygulanması gereken bir tekniktir.

Pazarlamayla çok uzaktan da olsa ilgisi olan çoğu kişi 4P kuralını bilir. "Product (ürün), price (fiyat), place (yer-satış kanalı) ve promotion (reklam-kampanya-PR gibi tanıtım aktivitelerinin bütünü) " dörtlüsünün kombinasyonu olarak özetleyebiliriz. Hedef kitle tanımına da biraz yakın olduğunuzu varsayarak şöyle bir benzetme modeli izlemek istiyorum.

Önce kendimizi tanıyalım veya tanıyormuş gibi yapalım. Kendimizi bir ürün olarak algılarsak, ne olduğumuzu, karşı tarafa ne geçirdiğimizi az çok bilebiliriz.

Varsayalım ki bir mısır cipsiyiz. Bu durumda cips sevmeyen kimseler büyük ihtimalle bizimle ilgilenmeyeceklerdir. Cips sevip, patates cipsini sevenler ise büyük ihtimalle patatesi almayı tercih edeceklerdir. Belki markette patates kalmadıysa mısıra dönme ihtimalleri olabilir, ancak yine de öncelikli hedef kitle aslında mısır cipsi sevenlerdir.

Hedef kitlenizi tanımladığınızda biraz ilerleme katdetmiş oluyoruz. Ancak şu ana kadar bile gayet felaket oluşturabilme durumundasınız. Sizce bu şartlarda "Nasıl bir ilişkiye başlanmaz?" Eğer kendinize mısır cipsi deyip, paketinizin içinden patates cipsi çıkarsa! Bu durumda ne sizi mısır cipsi zanneden mısır cipsi sever memnun olur, ne de siz hitap etmeniz gereken hedef kitleye yani patates cipsi sevenlere hitap edebilirsiniz!

Bununla ilgili en esprili örnek sadece mahrem yerlerinin kapanacağı kadar dekoltelere bürünüp çevresine şuh bakışlar atan hanfendilerin bir şeyler ilerlemeye başladığında "Gösteririm ama elletmem" repliğini benimsemeleridir:)

Ben kimim? Ne yazacağım?


Bendeniz 24 yaşında bekar ve mutlu birisiyim. Bu cümleyi iyi özümsemenizi tavsiye ederim çünkü tüm hikayeler bunun üzerinde dönecek.

Hayatımın Amerikan Romantik komedi sahnelerine ilham vermesi muhtemel anları oldu, veya bu sahneleri çevremde birebir çok fazla yaşadım. Fakat tahmin edin bu hikayeler nasıl bitti?
Ortalama olarak çevremdeki 10 insandan 5inin erkek 5inin kız olduğunu varsayarsak, hepimiz yalnızız! En kötü ihtimalle niye eşit sayıdaki erkekler ve kadınlar birbiriyle eşleşmez diyorsanız inanın ben de bilmiyorum.

Peki bu blogun amacı ne? Benim teorim Türkiye'de insanların birbiriyle tanışmasının çok zor olduğu ve bunun gurur meselesi haline geldiği. Gezmeyi ve tozmayı da bir hayli seven bir kişi olarak burada benim veya çevremdeki birilerinin başına gelen ilginç olayları veya ilginç bakış açılarını anlatmayı bir borç bildim açıkçası. Bu kadar çok insanla bir arada olup nasıl hala yalnız olunur, bir ilişkiye başlayamamanın altın kuralları nelerdir bizi bekleyen konular olacak.

Spor salonunda zaman geçmesi için okumakta olduğum ve bence külliyen yalan olan FHM, Cosmopolitan vb. dergilerden de alıntılar yaptığım olacaktır. Gerçi buralarda genelde nasıl biri tavlanır konusu işlenir ve işe yaramaz ama olsun bu blogun amacı eğlendirirken öğrenmektir.

Zamanla göreceğiz. Belki başlığı değiştirmem gerekir.