Teaserlar ve hayal kırıklıkları
Kahve veya akşam yemekleri… Ben bu davetlere “teaser” diyorum. Teaser normalde -büyük ihtimalle- büyük bir lansman öncesi müşteriyi meraklandırmak için yapılan kafa karıştırıcı, ilgi çekici reklam aktiviteleri olarak nitelendirilebilir. Ürün tam piyasaya çıkmadan bu reklam uygulamalarını görürsünüz, kafanızda ürün hakkında bir şekil yoktur ve teaserlar başarılıysa “Bu ne ki?” diye sormaya başlarsınız. Sonra ürün çıkar ve ya takdir ya da hayal kırıklığı yaşarsınız.
Kahve veya akşam yemekleri davetleri de böyledir genelde. Biriyle bir şekilde tanışmışsınızdır, bir elektrik doğmuştur ama doğan sadece elektriktir. (Tabi siz ben 5 saniyede bir insanın herşeyini çözebilirim diyen yüce insanlardansanız bundan sonrasını okumanıza gerek yok, çünkü bunları ancak biz salaklar yaşıyoruz:)) Neyse, bir şekilde genelde erkek tarafı sizi bir şekilde bir şeyler içmeye veya akşam yemeğine davet eder. Burada nasıl davet ettiği çok kritiktir neticede teaser ne kadar iyiyse merak o kadar artacaktır.
Varsayalım ki davete gideceksiniz. İşte gerçekle karşılaşma anı. Benim en sinir olduğum ilk “date” bir tarafın kendini pazarlamaya fazla kaptırıp konuştukça konuşması ve hayat boyu yaptığı tüm iyi şeyleri durmaksızın anlatmasıdır. Zira anlatan taraf kendini o kadar kaptırmıştır ki sizin sıkıldığınızın veya yapay gülücük dağıtmaktan bile vazgeçtiğinizin farkında değildir. Kafayı kaldırıp gerçekle yüzleştiğinde ise ürün-yaşam eğrisinde düşüş aşamasına geçeli çok fazla olmuştur. Buna biz halk arasında “hayalkırıklığı” diyoruz.
Bu aşamadan sonra en saçma kısım da nasıl bu ortamdan kurtulabilirim olur ama bu saçmalık hep bir şekilde halledilir. (Zaten kaybedilecek ne var ki?) Siz de, teaserlarını beğendiğiniz bir ürünün “sampling” (denetme) promosyonundan faydalanmış fakat almayı düşünebileceğiniz bir ürüne beş kuruş harcamamaya karar vererek evinize dönmüşsünüzdür.
Neyse bir dahakine...
