Nasıl bir ilişkiye başlanmaz?

İşi "pazarlama" küçük yaşlardan itibaren akademik hayatı "pozitif bilimler" olan bir kişinin yaptığı ilişki gözlemlerinden ibaret bir blogdasınız. Elimden geldiğince yazılarımı kendi içierisinde tutarlı ama gerekirse mantıksız bir sistem içinde yazıp değişik bakış açıları ve olasılıklar yaratmaya çalışacağım. Sonunda geleceğimiz yer de "Nasıl bir ilişkiye başlanmaz" olacak.

Pazartesi, Haziran 26, 2006

Civaya aşıktım!

Sıradanlığı sevmiyorum galiba. Geçen gün eski kimya kitaplarımdan birini buldum ve aklıma geldi, en sevdiğim metal de civaydı. Tek sebebi de sıvı olmasıydı. Azotu da havada 78% oranında bulunmasından mütevellit sevmezdim mesela. (lütfen manyak olduğumu düşünmeyin, o sıralar çok fazla çalışmam gerekiyordu ve sadece bu durumu eğlenceli hale getiriyordum)

Aslında bu sıradanlık meselesi elementlerle uğraşırken çok kolaydı, neticede element dediğin şey aynı atomları kapsayan bir madde. Atom dediğin de klasik kimyanın “en küçük parçacık” dediği şey. (klasik kimya dedim, quark argümanlarıyla gelmeyiniz) Bu durumda element dediğin hep aynı hep aynı. Bir kere özelliklerini gördün mü olay bitiveriyor. Sen de hangisini seviyorsun hangisini sevmiyorsun karar verebiliyorsun, tekrar sorguylamaya bile pek gerek yok.

Ne yazıktır ki insan dediğin element değil. Sıradan olma yani benim tanımıma gore genele paralel olup farklılık yaratmama hem çok kolay hem çoz zor. Eğer birileri genelin tanımını yapabilirse hayat çok kolaylaşır ama maalesef kime gore neye goreden ileri gidemeyecek bir yerde olur. Bu yüzden sosyolojiden destek alan bilgileri sadece “mass marketing” için kullanınız, one-to-one marketingde ise kişilere element muamelesi yapmayı bırakmak gerek.

Yoksa “how to lose a person in ten days” sorusunun yanıtını çok rahat bulabilirsiniz:)